Kanatçı Haydar, bir şehir efsanesi

a1

Kanatçı Haydar, bir şehir efsanesi.

Etraftan hep duyduğum fakat yerini bilmediğim, gidip kanatlarını yiyemediğim bu dükkana bir Cuma akşamı hadi yeni bir yer görelim, yeni tatlar deneyelim diyerek toplanıp gittik. İyiki gitmişiz, iyiki bu efsaneyi tatmışız diyorum. Tabelayı gördüğümde ‘Hayırdır arkadaş düğün salonuna mı geldik?’ diye bir tepkim olmadı değil. Ama kapıdan girer girmez ufak çaplı falan değil baya büyük şok yaşadım, kabul. 4 katlı mekanın her katı doluydu. Alt kat aile salonu, çoluk çocuk maaile gelmişler. Delice bir sirkülasyon var, masalara dolu tabaklar geliyor, boşalan tabaklar anında toparlanıyor. Her katın kendi mutfağı var vs.

a5Biz oturmak için terası tercih ediyoruz. Acayip rahat bir hava hakim ortama. İnsanın yüzüne bir gülümseme yayılıyor. Hemen kanat ve meze siparişlerimizi veriyoruz. Servis tek kelimeyle harika. Komiler, garsonlar ve şefler çok güzel koordine olmuşlar ve işlerini harika yapıyorlar. Salatamız, cacığımız, acılı ezmemiz ve rakımız geliyor önce. Etrafa büyülenmiş gözlerle bakıyorum. Bir masada rakılarını içen kız arkadaşlar, hemen yan masada bir aile belliki alkol kullanmıyorlar, hemen yan masada başka bir grup. Kimse kimseye karışmıyor herkes sohbetinde, muhabbetinde. Alkol olduğu halde aşırı davranan, sarhoş olmaya yaklaşmış kimse yok.

a2Kanatlar gelmeden biraz keşfe çıkıyorum, çalışanlar işi kapmış, çok iyiler ve çok güleryüzlüler. Fotoğraf çekmek için izin istiyorum, çünkü bazı işletmelerde rahatsız olabiliyorlar fakat burda çok sıcak karşılanıyorum. Hatta müdürler bile gülümseyerek poz veriyorlar. Müşterinin siparişinin gecikmesi olası bile değil, bir katta yaklaşık 10 servis elemanı mevcut.

Kanatlar, domatesler, biberler ateşe atılmak için hazırlar. Kanatlar ateşten alınmadan önce üstüne basıyorlar ekmeği, yağla bütünleşen ekmek daha bir lezzetli oluyor.

a4Keşif masaya gelen kanatları görmemle bitiyor. Gözü dönmüş eşimin ve arkadaşlarımın sayesinde alelacele birkaç fotoğraf çekip, bende yeme faslına geçiyorum.Ekmekleri aldıktan sonra birkaç saniye daha kanatla kavuşmalarına engel oluyorum bu fotoğraf için. 🙂

Kanatlarımızı yedikten sonra ağırdan alıyoruz, bir yandan rakımızı içip, bir yandan sohbet ediyoruz. Bu arada mekana girdiğimden beri gözüm duvardaki yazılarda.

Teras kat, çocuklar için bir oyun alanı, aile salonu ve maç keyfi yapabileceğiniz bir salonları mevcut. Hatta oyun alanında çocuklar için bir gözetmen bile var.

a6Yemek faslından sonra ikram meyvemiz geliyor ve gözüm bu seferde duvardaki ‘Çikolatalı künefemizi denediniz mi?’ yazısına takılıyor. Neyseki yalnız değilim, tatlıyı seviyoruz ve denemek için bir çikolatalı künefe sipariş ediyoruz ve tattıktan hemen sonra, daha önce neden karşıma çıkmadın sen diyesim geliyor.

a7Çok ince düşünülmüş bir detay daha var. Kanadı malum ellerimizle yiyoruz ve ıslak mendilin pek bir yardımı olmuyor açıkçası. Kanatçı Haydar, tek kullanımlık sabunlu bezleriyle bir kez daha gönlümüzün sultanı oluyor.

Artık mekandan ayrılma vakti, önüme gelene teşekkür ediyorum çünkü gerçekten böyle bir ortam, böyle lezzet ve herşeyden öte böyle bir servis görmedim ben. Duvardaki fotoğraf çok hoşumuza gitti, paylaşmak istedim.

a8Ve son olarak bilmenizde fayda var, Kanatçı Haydar İstanbul’da tek, başka bir şubesi yok. Bir diğer şubesi ilgilenenler için, Girne’de.

Yazarımızın Diğer Yazıları



 

Bir Yorum Yazın

Lütfen değeri girin * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Site İçi Arama

Sayfamızı Beğenin